1. Anasayfa
  2. VAAZLAR

İnsanı Kulluktan Uzaklaştıran Gerçek Sebep

Kur'an-ı Kerim insanı hem dünya hayatının geçiciliğine hem de şeytanın aldatmasına karşı uyarır. Nankörlüğün, kibrin ve gafletin kaynağı nedir? Kul neden bile bile Rabbine kulluktan uzaklaşır? İlahi ayetler, bu soruya çarpıcı cevaplar verir.

İnsanı Kulluktan Uzaklaştıran Gerçek Sebep

İnsanı Rabbine kulluk etmekten alıkoyan nedir? Oysa Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de açıkça şöyle buyurur: “Ey Âdemoğulları! Size şeytana kulluk etmeyin, çünkü o size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” (Yasin Suresi, 60). Bu ilahî hitap, insanın fıtratına yapılan bir hatırlatmadır. İnsan, şeytanın düşman olduğunu bilmektedir; buna rağmen neden onun izinden gider?

Yine Rabbimiz insanın yaratılışını hatırlatarak sorar: “Yaratan onu neden yarattı? Bir meni damlasından yarattı; sonra ona şekil verdi.” (Abese Suresi, 18-19). Ardından gelen ilahî ikaz sarsıcıdır: “Kahrolsun insan! O ne kadar nankördür!” (Abese, 17). İnsan, aciz bir başlangıçtan yaratılmışken;

  • Nasıl olur da kibirlenir?
  • Nasıl olur da kendisini yeterli görür?

Kur’an, insanın en büyük problemlerinden birini açıkça ortaya koyar: “Hayır! İnsan, Allah’ın buyruğunu yerine getirmedi.” (Abese, 23). Sorun bilgisizlik değil, ihmaldir; gaflettir; dünya sevgisidir. Nitekim “Onlar dünya hayatını ahirete tercih ederler…” (İbrahim Suresi, 3) ayeti, insanın tercihini eleştirir. Dünya geçici olduğu hâlde kalıcı gibi yaşanır; ahiret ebedî olduğu hâlde ertelenir.

Oysa Allah kullarına muhtaç değildir. “Eğer inkâr ederseniz, bilin ki Allah sizden müstağnidir… Eğer şükrederseniz, bundan hoşnut olur.” (Zümer Suresi, 7). Herkes kendi yaptığından sorumludur. Hiç kimse başkasının günahını yüklenmez. Dönüş mutlaka Allah’adır ve O, kalplerin en derinindekini dahi bilir.

İnsan dünyada kalıcı değildir. “Sonra onu öldürür ve kabre koyar; sonra dilediği zaman onu diriltir.” (Abese, 20-21). Ölüm bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Hesap vardır; mizan vardır; karşılık vardır. Ya rahmet ya azap…

Bu noktada çok önemli bir ilahî uyarı vardır: “O hâlde sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o çok aldatıcı şeytan da sizi Allah ile aldatmasın.” (Lokman Suresi, 33). Ayette dikkat çekici bir sıralama vardır. Önce dünya hayatının aldatıcılığı zikredilir, ardından şeytanın aldatması gelir. Çünkü insan önce dünyaya bağlanır; kalbi dünyaya meyleder. İşte o noktada şeytan devreye girer ve kişiye “Allah affeder” telkiniyle günahı hafif gösterir.

Bu aldanış tehlikelidir. Allah’ın rahmetine güvenmek başka, günahı hafife alıp affa sığınmak başka şeydir. Rahmet umulur; fakat rahmete sığınmak için tevbe ve dönüş gerekir. Aksi hâlde bu, nefsin ve şeytanın oyunudur.

Ancak umut kapısı da açıktır. “İman edip salih amel işleyenlere, altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte en büyük başarı budur.” (Buruc Suresi, 11). Gerçek başarı dünyada değil; ebedî yurttadır.

  • İnsan ya nankörlükte ısrar edecek ya da şükürle kulluğa yönelecektir.
  • Ya dünyaya aldanacak ya da ahireti tercih edecektir.

İnsan neden nankör olarak nitelenmiştir?

  • Çünkü kendisine verilen sayısız nimeti unutarak Rabbine karşı isyan edebilmekte ve dünyayı ahirete tercih edebilmektedir.

Dünya hayatının aldatması ne demektir?

  • Geçici olanı kalıcı gibi görmek, ahireti ertelemek ve zevkleri amaç hâline getirmektir.

“Şeytan sizi Allah ile aldatmasın” ne anlama gelir?

  • Şeytanın, Allah’ın affını bahane ettirerek insanı günaha teşvik etmesi ve sorumluluk bilincini zayıflatmasıdır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir