1. Anasayfa
  2. GÜNDEM

Neden Kötüler Kazanıyor, İyiler Kaybediyor Gibi Hissdiyor?

Neden Kötüler Kazanıyor, İyiler Kaybediyor Gibi Hissdiyor?

Modern Çağın Başarı İllüzyonu ve Dürüstlük İmtihanı

Eğer sizde; neden hep kötüler kazanıyor iyiler kaybediyor diye düşünüyorsanız eğer; bu makale aklınızdaki bir çok soruya cevap biteliği taşımaktadır

Modern çağın en büyük yalanlarından biri, başarıyı sadece para, güç, şöhret ve görünür sonuçlarla ölçmesidir. Genç bir insan çevresine baktığında, çoğu zaman dürüstlükle değil kurnazlıkla ilerleyenleri görüyor. Yalana başvuranların kapılarının açıldığını, hile yapanların önünün genişlediğini, vicdanını susturanların daha rahat yaşadığını sanıyor.

Sonra da kalbinde şu kırılgan soru beliriyor:

En’am Suresi 44 ve İstidraç Hakikati

İşte bu soru, cevap aranmadığında insanı içten içe çürüten çok tehlikeli bir düşünce tuzağına dönüşebilir. Çünkü insan yalnızca gördüğü sahneye bakar; kader ise filmin tamamını bilir.

  • Bir zalimin bugün rahat görünmesi, onun gerçekten kazandığı anlamına gelmez.
  • Bir sahtekârın servet edinmesi, Allah’ın ondan razı olduğu anlamına hiç gelmez.
  • Nice insan vardır ki nimet içinde görünür ama aslında felakete doğru yürümektedir.
  • Nice insan da vardır ki darlık içinde sabreder, içi yanar, yolu uzar; fakat Rabbine yakınlaştığı için hakikatte yükselen odur.

Kur’an-ı Kerim’de;

  • Onlar, kendilerine yapılan uyarıları unutunca her şeyin kapılarını onlara açtık. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakaladık! Böylece onlar birden bire bütün ümitlerini yitirdiler (En’am Suresi 44)

buyurulmuştur. Bu ilahî ölçü, dışarıdan parlak görünen her yükselişin rahmet olmadığını açıkça gösterir.

Hız Çağında Yanılgı: Mühlet mi, Yoksa Başarı mı?

Bugünün insanı hız çağında yaşadığı için hükmü de acele veriyor. Birkaç yıllık rahatlığa bakıp ömürlük sonuç çıkarıyor. Oysa bazı cezalar hemen gelmez. Bazı insanlar için mühlet vardır. Allah Teâlâ, kimi kullarına hemen müdahale etmez; onlara bir süre tanır. Bu süre, bazen tövbe için bir fırsattır; bazen de azgınlığın olgunlaşması için verilmiş bir mühlet.

Dışarıdan bakınca bu mühlet başarı gibi görünür. Oysa gerçekte o kişi, kendi sonunu ağır ağır hazırlıyor olabilir. Tıpkı yıllarca bedenine zarar veren bir alışkanlığın dışarıdan hemen anlaşılmaması gibi… Nice insan sigaranın zararını görmezden gelip yıllardır içtiği hâlde ayakta duran birini örnek gösterir. Ama mezarlıklar, istisnalarla değil hakikatlerle doludur.

  • Bir müddet işler yolunda gider gibi görünür.
  • Yalanla yükselen, hileyle kazanan, zulümle alan kişi bir süre alkış toplayabilir.
  • İnsanlar onun arabasına, makamına, çevresine, görünür başarısına aldanabilir.

Fakat o başarı, çoğu zaman altı oyulmuş bir binaya benzer. Uzaktan görkemli durur ama içinde çöküş başlamıştır. Uçak düşerken bile bir süre havadadır. Asıl mesele, ne kadar yüksekte göründüğü değil, nereye doğru indiğidir. İnsanın sonunu belirleyen şey anlık parlaklık değil, hakikat karşısındaki duruşudur.

Modern Karunlar ve Sosyal Medya Vitrini

Karun kıssası bu yönüyle çağlar üstü bir ibrettir. Servetiyle göz kamaştıran, gücünü kendinden bilen, nimetini bir üstünlük nişanı sanan kişi; sonunda sahip olduklarıyla birlikte yere geçirilmiştir.

Bugün de nice modern Karun vardır. Sosyal medyada parlatılan hayatlar, vitrinde kusursuz gösterilen başarılar, perde arkasında çürüyen ruhlar taşır. İnsanların gıpta ettiği bazı hayatlar, geceleri huzur uyuyamayan kalplerin vitrinidir.

  • Gençler çoğu zaman geminin yüzdüğü tarafı görüyor, ama su almaya başladığı kısmı fark etmiyor. Sahnenin önünü izliyorlar; kulisin karanlığından haberi yok.

Çünkü dürüstlük, çoğu zaman hemen kazandırmaz; ama insanı dağılmaktan korur. Ahiret inancı zayıfsa kişi dürüstlüğü safdillik zannetmeye başlar. Oysa dürüstlük, anlık çıkarlar için ebedî kayba razı olmamaktır.

İmam Gazali’nin işaret ettiği gibi;

  • İnsanın hakikati değerlendirebilmesi için sadece bugüne değil sonuca bakması gerekir. Zira nefsin hoşuna giden her şey hayırlı değildir; insanın zorlandığı her şey de kötü değildir. Bazen istediğin şey sana zarar verir, bazen canını sıkan şey seni felaketten korur. Kalp, sadece görünen kapılar açılmadı diye Allah’ın kendisini unuttuğunu sanmamalıdır.
  • Dikenli yoldan yürüyen her yolcu kaybetmiş sayılmaz; bazen çiçekli görünen yollar uçuruma çıkar. Dünya, her zaman ahlaklı olana hemen ödül dağıtan bir yer değildir. Burası imtihan yurdudur. Burada bazen zalim güçlenir, mazlum sıkışır, yalancı yükselir, sadık olan bekler. Fakat beklemek, kaybetmek değildir. Sabır, pasif bir teslimiyet değil; Allah’ın hükmüne güvenecek kadar sağlam bir duruştur. Elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Rabbine bırakabilmek, çağımızın en zor ama en asil ahlaklarından biridir.

En Büyük Başarı: Karakterini Korumak

Bir insanın başarısını sadece mal, mülk ve görünür konforla ölçmek, hakikati çok ucuza satmaktır.

  • Başarı; karakterini koruyabilmektir.
  • Harama bulaşmadan yaşayabilmektir.
  • Yalnız kaldığında da dürüst kalabilmektir.
  • Paraya ulaşıp ahlakını kaybetmek başarı değil, süslü bir çöküştür.

Şehvetin, gösterişin ve tüketimin kutsandığı bu çağda; iffetli kalmak, güvenilir olmak, vefalı olmak, israf etmeyip iktisatla yaşamak, sabrını korumak ve imanını zedeletmemek çok büyük bir zaferdir. Çünkü mal zamanla el değiştirir, şöhret söner, makam düşer, beden yaşlanır; fakat ilim, iyilik, güzel ahlak ve temiz bir kişilik kalıcı iz bırakır.

Sahte Parıltılar Araında Kaybolan Gerçek Huzur

Bu yüzden genç insan, çevresindeki düzenbazların kısa vadeli yükselişine bakıp kendi yolundan şüphe etmemelidir. Her parlaklık nur değildir; bazı ışıklar yangındır. Her açılan kapı rahmet değildir; bazı kapılar imtihanın sertleşmesidir. Her gecikme de mahrumiyet sayılmaz; bazen Allah kulunu daha temiz, daha olgun ve daha güvenli bir sona hazırlıyordur. Huzur, her istediğine hemen ulaşmakta değil; elinden geleni yaptıktan sonra Allah’ın takdirine güvenebilmekte gizlidir.

  • Sahtekârların kazanıyor gibi görünmesi; hakikatte kazandıkları anlamına gelmez.
  • Dürüst insanların zaman zaman zorlanması da onların kaybettiğini göstermez.

Çünkü hayat sadece görünen andan ibaret değildir. Asıl kazanç, insanın kalbini bozmadan yaşayabilmesidir. Asıl başarı, dünya uğruna ahiretini yakmamaktır. Bu yüzden sahte saltanatları kıskanmak yerine, evrenin gerçek sahibi olan Allah’a sığınmak gerekir. Güvenilecek tek kudret O’dur; ayakta tutacak tek hakikat de yine O’nun ölçüsüdür.

Sahtekâr insanlar neden bazen başarılı görünür?

  • Çünkü Allah bazı insanlara imtihan gereği mühlet ve imkân verebilir. Bu görünür rahatlık, her zaman gerçek başarı anlamına gelmez.

Dürüst insanların zorlanması onların değersiz olduğunu mu gösterir?

  • Hayır. İmtihan dünyasında zorluk yaşamak, Allah katında değersiz olmak demek değildir. Bazen zorluk, insanı olgunlaştıran ve yükselten bir süreçtir.

Kur’an’da zalimlerin geçici olarak güç bulmasına dair işaret var mıdır?

  • Evet. En‘âm Suresi 44. ayette, uyarıları görmezden gelen kimselere nimet kapılarının açıldığı, sonra da ansızın yakalandıkları bildirilir.

Sahte başarı ile gerçek başarı arasındaki fark nedir?

  • Sahte başarı dışarıdan parlak görünür ama çoğu zaman ahlakı ve huzuru yok eder. Gerçek başarı ise iman, dürüstlük, güvenilirlik ve güzel ahlakla birlikte gelir.

Gençler neden düzenbazlara özenme tehlikesi yaşıyor?

  • Çünkü çağımız başarıyı daha çok para, şöhret ve görünür güçle tanımlıyor. Bu da karakteri değil sonucu merkeze alan yanlış bir ölçü oluşturuyor.

Allah neden düzenbazların cezasını hemen vermez?

  • Çünkü ilahî düzende mühlet vardır. Bu süre bazen tövbe için fırsat, bazen de kişinin azgınlığının tamamlanması için bir imtihandır.

Huzurlu bir hayatın sırrı nedir?

  • Elinden geleni dürüstçe yaptıktan sonra Allah’ın takdirine güvenmek, sabretmek ve kalbi haram yollarla kirletmemektir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir